Yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarıyla ilgili en başından beri savunduğum “Bakanlar istifa etmeli” düşüncemle ilgili somut gelişme yaşandı ve dün 3 bakan istifa etti:
Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, İçişleri Bakanı Muammer Güler ve Şehircilik/Çevre Bakanı Erdoğan Bayraktar.
En iddialı istifayı Erdoğan Bayraktar gerçekleştirerek milletvekilliğini de elinin tersiyle itti.
Vekilliği bırakmasıyla “dokunulmazlığı” düşecek olan Bayraktar, muhtemelen yargılanacak. Hatta hapis bile yatabilir. Eski Bakan Bayraktar “Yolsuzluk ve rüşvet soruşturması dosyasında var olan ve yasalara uygun olarak onaylanan imar planlarının büyük bir bölümü Başbakan'ın talimatıyla yapıldı. Ancak, bu milleti rahatlatmak için Başbakan'ın istifa etmesi gerektiğine inandığımı ifade ediyorum.” şeklinde de açıklamada bulundu.
Bu, resmen Başbakan Erdoğan’a meydan okumadır. Düşünebiliyor musunuz, kendi yaptığı işlerle ilgili olarak Başbakan’ı suçluyor ve istifa etmeli diyor. Bugüne kadar neden sesini çıkarmadı peki? Sonuçta yolsuzluk olaylarıyla ilgili görevden almak, yani istifasını istemek bir Başbakan’ın en tabi hakkı ve kararıdır. O da bunu yaptı.
Oğlu suça bulaşmış bir bakan asıl bunlara cevap vermek yerine, kendini aklama çabasıyla Başbakan üzerinden hedef şaşırtmaya çalışıyor.
***
Bakanların 8 gün sonra istifa etmesi yine bir refleks meselesi. Başbakan yargı süreciyle ilgili olarak netleşen gelişmelerin ardından istifalarını istedi ve bakanlar da istifa etti. İstifa etmeden önce hiçbir şey yok da, istifa edince mi suçlu oluyor Başbakan?
Yani buradan şunu anlamalıyız. Her giden tepkisini dile getiriyor. Hakan Şükür de aynısını yaptı. Neden görevlerindeyken başkaldırmıyorlar da, yollarını ayırınca laf söylüyorlar, kızıyorlar, küsüyorlar. Neden saygı gösterip “Her şey milletimiz için” demiyorlar. Öyle ya, hani “Her şey Türkiye için”di?
Bu konularla ilgili gelişmeler yenileriyle devam edecek…
CEMAATÇİ YAZAR “OYUM AK PARTİ’YE” DEDİ
Dünkü yazımda “Özcan Işıklar neden cemaate yanaşıyor?” diye sorup cevabını da vermiştim. Yani kendim sordum kendim cevapladım. Aynı gün sürpriz bir gelişme oldu ve Fethullah Gülen’e yakın bir isim Hüseyin Gülerce, oy tercihini AK Parti’den yana kullanacağını söyledi. Bu şu demek: Cemaatten medet uman CHP’ye oy çıkmaz!
***
Silivri’de de CHP’li Belediye Başkanı Özcan Işıklar bunu yapıyor, cemaate yanaşıyor, şirin gözüküyor. Ama eli boş dönecek haberi yok. Sağ merkezli ya da muhafazakâr geçinen hainler ancak Özcan Işıklar’a oy verir. Çünkü sağın fıtratında buna yer yoktur. Cemaatlerin dünya görüşüyle Özcan Işıklar’ın dünyası bambaşka olduğu için de, böyle bir şey mümkün değildir.
Bakın her “Allah” diyip namaz kılan cemaatçi olmadığı gibi, dini inançlarını yerine getirenler de Özcan Işıklar’a ya da CHP’ye oy vermez demiyorum. Burayı tırnak içinde belirtiyorum ve; Sağ merkezli ve muhafazakâr geçinen hainler ancak Özcan Işıklar’a oy verir diyorum.
MHP PLANI DA TUTMAYACAK
Ben şahsen Özcan Işıklar’ın MHP üzerinde bir plan yürüttüğünü düşünüyorum. MHP İstanbul İl Başkanı Abdurrahman Başkan ile görüşme yaptım ve Silivri’yle ilgili düşüncelerini aldım. İlçe Başkanı Şenol Türkyılmaz’dan “Özcan Işıklar ve MHP’liler” başlıklı yazıma cevap gelmediği için ben de bir üst makamdan bilgi alayım dedim. Sağ olsun Abdurrahman Bey, “Buna asla müsaade etmem. MHP’nin oylarını yedirtmeyiz İrfan Bey” dedi. Yarın detaylarını anlatacağım.
İleriki günlerde sürpriz gelişmeler olacak. Işıklar’ın, göz diktiği MHP oylarına yönelik planı tutmayacak. Ben şimdiden haber vereyim.



